Son iki haftadır ofise neredeyse hiç uğrayamadım. Hiç bir işimi halledemedim. Yapmam gerekenler üst üste birikip dağ gibi oldular beni bekliyorlar. Neden mi?
Toplantı(lar). Birbirinden epeyce uzak mekanlarda verilmiş toplantı randevuları. İki haftadır ne iş yapıyorsun sorusuna cevap vermek için düşünürken yakaladım kendimi. Artık tasarımcıyım diyemediğimi farkettim. Ne kadar güzelmiş bilgisayarının karşısında dar alanda misanpaj sorunlarını düşünmek. Meslek hastalığı olarak gelişen düzen opsesyonu. Şimdiden özledim. İnsanlarla ekip halinde iş yapmak yordu beni. Zor hem de çok zor.
İçim şişti tüm toplantılardan. İki haftadır profesyonel olarak sadece toplantılara katılıyorum. Ne yazık ki toplantılarda alınan kararları uygulamak için ofise dönemediğim için notlar notlar ve notlar halinde çantamda taşıyorum.
Bana kolaylıklar.
Sıkıntıdan patlamak, huzursuzluk, sinir gibi etkiler dayanılmaz boyuta gelince cuk oturan bu sözcüğün başka bir manası yoktur.
İçimşişti artık kendi adıyla yayında
iş yeri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iş yeri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Ocak 2011 Salı
3 Ocak 2011 Pazartesi
İŞ YERİNDEN KEYFİMDEN GEÇ ÇIKIYORUM
Her haftanın aynı günü geç saate kadar iş yerinde oluyorum. "aaa bu saatte iş mi olur, neden haftanın bir günü geç çıkıyosun, noldu mesaimi var" gibilerinden soru soranlara artık gıcık oluyorum. Ay yeterin ya... Her hafta en az 5 kişiye dert anlat. Bugün annem bile "aaa bu akşam sen geç mi çıkıyodun''' dedi yine.... Herkese ayrı ayrı; "Yok aslında bak şöyle, böyle, öyle vs..... ondan canım geç çıkıyorum he anladın mı????" Yeter sormayın, keyiften değil herhalde iş var geç çıkıyoruz....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)